Likidite Durumunun Analizinde Kullanılan Oranlar- Cari Oran

04 Haz 2020
191 Görüntüleme

Likidite Durumunun Analizinde Kullanılan Oranlar- Cari Oran 

Dr. Hasan Yalçın, E. Hesap Uzmanı, YMM

Likidite oranları likit kaynaklar olarak bilinen döner varlıklar içinde yer alan kaynaklar ile bir yıldan kısa vadede ödenecek kısa vadeli borçlar arasındaki ilişkiyi baz alarak firmanın kısa vadede borç ödeme kabiliyetini ölçer. Net işletme sermayesinin yeterlilik düzeyi hakkında fikir verir.

Döner varlıklar içinde yer alan kaynaklar nakit ve bir hesap dönemi içinde nakite dönebilecek varlıklardır. Kısa vadeli borçlar ise vadesi bir yıldan az olan borçlardır. Sağlıklı bir finans yapısına sahip bir işletmenin döner varlıklarındaki kaynaklarının kısa vadeli borçlarını rahatlıkla karşılaması beklenir.

İşletmenin kısa vadeli borç ödeme kapasitesi hakkında anlamlı sonuçlar elde edebilmek için likit kaynaklar ve kısa vadeli borçlar arasında likit derecelendirmesini esas alan farklı oranlar hesaplanır.

Cari oran likidite oranları içerisinde en kaba ölçüm yapan orandır. Basit bir hesaplamaya dayanır. Döner varlıkların kısa vadeli borçlara bölünmesi ile elde edilir. Kaba ölçüm yapması ve basit hesaplanmasına rağmen en yaygın kullanılan likidite oranıdır. Kredi analizlerinde tarihsel olarak ilk kullanılan orandır.[1]

Cari Oran =Dönen Varlıklar /Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Cari oran kısa vadeli borç ödeme kapasitesini ölçer. Bu yönü ile kısa vadeli kredi veren finans kuruluşları bu orana daha fazla önem atfeder. Banker oranı olarak da anılır.

Genel kabul görmüş hali ile bu oranın en az 2:1 olması beklenir. Ancak cari oranın yeterlilik düzeyi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere göre de farklılık arz eder. Gelişmiş ülkelerde daha düşük cari oranlar kabul görebilir. Yine finansal kuruluşların kısa vadeli kredi verme eğiliminin arttığı dönemlerde cari oranda düşük seyretme eğiliminde olur.

Oran ayrıca işletmenin içinde olduğu sektör dinamiklerine karşıda çok duyarlıdır. Genel kabul gören 2:1 oranı bazı sektörler için yetersiz olarak yorumlanırken, bazı sektörlerde daha düşük oranlar olumlu ve yeterli sayılabilir. Yüksek cari oran kredi kuruluşları tarafından her zaman tercih edilecekken işletme sahipleri ve yöneticileri açısından ise işletme kaynaklarının etkin kullanımı sorununu tartışmaya açabilir.

Cari oran işletme sermayesi oranı olarak da adlandırılır. Net işletme sermayesi döner varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasındaki olumlu farktır. İşletmenin net işletme sermayesi arttığı halde bile finans kaynağının vade yapısına bağlı olarak cari oran düşebilir. Standart orandan sapma işletmenin aktif yapısından kaynaklanabileceği gibi pasif yapısından da kaynaklanabilir. Analistin cari orana bağlı anlamlı yorum yapabilmesi için detay inceleme yapması gerekir. Standart orandan uzaklaşmanın asıl kaynağı bulunabilirse daha anlamlı analizler yapılabilir

Cari oran hesaplaması yapılırken dönen varlıklar içinde yer alan kalemlerin netleştirilmiş halinin dikkate alınması gerekir. Şüpheli alacak karşılığı, stok değeri düşüklüğü gibi aktifi düzenleyici hesaplar dönen varlıklar toplamından düşülür. Netleştirilmiş bilanço sunumlarında bu indirim yapılmaz.

Mali analist döner varlıklarda yer alan kalemlerin gerçek değerleri ile yansıtılıp yansıtmadığını araştırmalıdır. Uygulanan muhasebe politikaları ile varlıklar mali tablolarda oldukları değerlerden daha fazla gösterilmiş olabilir. Stoklardaki değer düşüklüklerinin dikkate alınmaması, şüpheli hale gelen alacaklar için karşılık ayrılmaması, değersiz hale dönen alacakların zarara intikal ettirilmemesi gibi durumlar varlıkların yüksek değerlemesine örnek olarak gösterilebilir. Gerçek değeri yansıtmayan varlıklar üzerinden yapılan hesaplamalar yapılan analizden beklenen amacı ortadan kaldırır.  

Muhasebe politikalarına tam uyum sağlansa bile varlıkların kayıtlı değerleri ile gerçek satış değerleri birbirleri ile örtüşmeyebilir. Stres altında olan bir ekonomide varlıkların satış değerleri düşüş eğilimindedir. Enflasyonist ortamlarda varlıkların satış değerleri kayıtlı değerin üzerine çıkar. Analist yorumlama yaparken bu hususları dikkate almalıdır.

Dönen varlıklar içinde yer alan kalemlerin likidite yapısı birbirinden farklıdır. Nakit dönen varlıklar içinde en likit varlıktır. Cari oran kısa vadeli borç ödeme kabiliyetini belirlemeye yönelik kaba ölçüm yapar. Bu kaba ölçüm dönen varlıklar içindeki kalemlerin likidite yapısını dikkate almaz. Bütün kalemlerin likit derecesinin aynı olduğunu varsayar. Bunun sonucu stoklar ve nakit paralar oranı belirlemede aynı etkiye sahiptir.

Aynı cari orana sahip iki firmanın gerçekte borç ödeme gücü birbirinden çok farklı olabilir. Likidite derecesi yüksek varlıklardan oluşan bir dönen varlığa sahip olan işletmenin cari oranı düşük olsa bile borç ödeme kapasitesi güçlü olabilir. Yüksek cari orana sahip bir firma likidite derecesi düşük varlıklardan oluşan bir dönen varlık yapısı ile borç ödeme de güçlükler yaşayabilir.

Cari oranın bu kaba ölçümü karşısında ortaya çıkan handikapların ortadan kaldırılması ve işletmelerin likidite durumunun daha hassas ve kesine yakın ölçümünün sağlanması için likidite durumunu ölçen farklı oranlar geliştirilmiştir. Bunlar asit test oranı ve nakit oranıdır.

 



[1] Yüksel Koç Yalkın, İşletmelerde Mali Analiz Teknikleri, 6. Baskı , Ankara , 1988, s.259

0.0
Son Güncelleme Tarihi: -/-
İlgili İçerikler :: Ticari Kazançta Tahakkuk Esası Ticari Bir Yarar Amacı Gütmeyen Kefaletten Dolayı Ödenen Paralar İçin Karşılık Ayrılıp Gider Yazılam Akaryakıt Satış İstasyonu Sahasının Kaplamasında Kullanılan Asfaltlar İçin Amortisman Ayrılmasına.. Ticari Kişilik Ve Dönemsellik Kuralları Gereği Olarak, Hiç Bir Gider Kayıt Dışı Bırakılamayacağı Mülkiyeti Başkasına Ait Olan Fakat Ticari Faaliyette Kullanılan İşyerine İlişkin Giderler İndirim Ko Şirketin Ortağına Sattığı Taşınmaza İlişkin Ortaklar Cari Hesabında Tutulan Satış Bedeli Tobin'in Q Oranı: Piyasa Değeri/Yerine Koyma Maliyeti