Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Haftaya ihracat rakamlarındaki olumlu gelişmeyle başlıyoruz. Ramazan Bayramı sebebiyle geçen yıla göre daha kısa geçen Haziran ayında ihracat, yine de artış göstermiş. Açıkçası 2014 yılının rakamlarını yakalamakta zorluk çeken İhracatın, Kasım ayından beri sürekli artması yüreklere su serpiyor.
 
Hafta sonu ülkedeki dolarizasyon üzerine sohbet ettiğim bazı ekonomistler, iş dünyasında hala döviz cinsinden çek ve senet alındığını belirterek, bunun önlenmesi gerektiğinin altını çizerken, ben radikal bir öneriyle ortalığa renk kattım.
 
Merkez Bankası'nın çek kullanımı ile ilgili tebliğ ve yönetmelikler çıkarma yetkisi bulunduğuna göre, tek bir cümlelik düzenlemeyle bu sorunu gidermek mümkün: "Çeklere TL'den başka para birimi yazılamaz." İşte bu kadar. Kanun veya Yönetmelik maddeleri ne kadar kısa ve öz olursa o kadar iyidir.
 
Aslına bakılırsa, döviz cinsinden işlemler ve kıymetli evrak üretilmesi mutlaka ilgili kurumlar tarafından düzenlenmiş durumdadır. Ancak pratik hayatta işler başka türlü yürüyor. Mesela, vadeli çek yasalara aykırıdır. Buna rağmen düzenlenir ve elden ele dolaşır. Bu sebeple elinde para olmayanların para icat ettiği uygulamaların sert şekilde üzerine gidilmezse önünde sonunda büyük bir problemle karşı karşıya kalırız. 
 
Özetle, döviz cinsinden işlemler ve kıymetli evrak düzenlemenin önüne geçmek kolay. Yeter ki taraflar buna istekli olsunlar. Ancak Malı ya da hizmeti satan kendini korumak için, satın alan ise ödeme vadesini ötelemek için döviz çeki alıp vermeye razı gözüküyorlar. Petrolden plastiğe, metalden Her türlü hammaddeye kadar işlemler bu şekilde yürüyor. 
 
Sonuç olarak, mevzuat veya kanuna aykırı "çözümleri" bertaraf etmek kolay değil. Caydırıcılık kadar, alternatif çözüm yolları da üretmek gerekiyor.