Hesap dönemi biten faturaların gider kaydı ve KDV indirimi
Dr.Hasan Yalçın
YMM / Managing Partner
hasanyalcin@hsyaudit.com
(27.01.2012)

Tüm Makaleleri

Uygulamada özellikle yıl sonlarında bazı faturalar hesap dönemi kapandıktan sonra işletmeye geliyor. Bu durumlarda anılan faturada yer alan bedelin hangi dönemin gideri yazılacağı ve faturada yer alan KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı tartışma konusu olmaktadır.
 
Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir: Bunlar "dönemsellik" ve "tahakkuk esası" ilkeleridir. Vergi uygulamaları açısından tahakkuk ve dönemsellik ilkeleri gereğince, her gelir veya gider unsuru ait olduğu hesap döneminin kazancının tespitinde dikkate alınmalıdır. Bu çerçevede, hesap dönemi kapandıktan sonra gelen faturalarda yer alan tutarlar, tahakkuk ettikleri dönemin gideri olarak değerlendirilecektir. Başka bir ifadeyle;  bu harcamaların kapanan vergilendirme dönemine ait bir gider olduğu açıktır. Bu nedenle ilgili oldukları dönemlerin kazanç tespitinde indirim konusu yapılmaları gerekmektedir. Bu durum ticari kazancın tespitinde dikkate alınan dönemsellik ilkesinin bir gereğidir.
 
Ancak pratikte bazen belirttiğimiz bu hususun uygulanmasında güçlükler ortaya çıkabilir. Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu’nun 70. maddesi uyarınca: “Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere ibraz ettirilip son kaydın altına ‘Noterce Görülmüştür’ sözü yazılarak mühür ve imza ile tasdik ettirilmesi şarttır.” Bu durumda Ocak ayı sonuna kadar Aralık ayına ait faturanın gelmemesi halinde sözkonusu harcamaların ilgili olduğu döneme intikalinde sorunlar yaşanabilecektir. Bu harcamaların beyanname üzerinden indirimi diğer bir yöntem olabilir ancak bu yöntem kayıt nizamı açısından sakıncalar yaratabilecektir.
 
O halde Aralık ayına ait faturaların Ocak ayı sonuna kadar işletmeye gelmemesi halinde bu faturalarda yer alan harcamaların ilgili oldukları vergilendirme dönemlerine intikali yapılabilecektir. Ocak ayı geçtikten sonra işletmeye gelen faturalar ise geldikleri vergilendirme döneminin giderleri arasında yer alacaklardır. Konuya ilişkin olarak Danıştay tarafından verilen bir çok kararda sözkonusu giderlerin ödendiği yılda gider yazılmasının doğru olduğu görüşü savunulmuştur. Anılan kararların özetleri aşağıdaki gibidir:
 
“Elektrik ve su masrafları her ne kadar 1971 yılına ait ise de, o yıl kesin miktarı  bilinmediğine göre ilgili yılda gider yazılması mümkün olmadığından, 1972 yılında ödendiği ihtilafsız olan 15.960 liralık elektrik ve su paralarının, Danıştay’ın süregelen kararları karşısında, ödendiği yılda (1972 yılında) gider yazılmasında bir sakınca bulunmadığına, bu nedenle söz konusu miktarın bulunan matrah farkından çıkarılmasında isabetsizlik görülmediğine oybirliğiyle karar verildi.”(Danıştay 4. Daire, 19.12.1979 Tarih, Esas No. 1978/3109, Karar No.1979/3541)
 
Ayrıca Danıştay 4. Daire tarafından verilen 10.6.1971 Tarih ve Esas No. 1990/6367, Karar No./4784 sayılı, 16.05.1979 Tarih ve Esas No. 1978/2767, Karar No. 1979/1343 sayılı, 24.02.1982 Tarih ve Esas No. 1981/1436 Karar No. 1982/242 sayılı kararları da aynı yöndedir.
 
 
Yine Danıştay 13. Dairesi tarafından verilen 16.02.1977 Tarihli kararın özeti aşağıdaki gibidir:
“Ticari kazançlarda gelir ve giderin tahakkuk ettikleri yılda netice hasaplarına intikal ettirilmesi gerekeceği Dairemizin süregelen içtihatlarından bulunmakta ise de; su, elektrik, havagazı ücreti ve reklam tabela ücreti gibi devamlı yapılan ve miktarı tahsilat ilmühaberi ile kesinleşen masrafların ödendikleri yılda gider yazılması mümkündür.” (Danıştay 13. Daire, 16.02.1977 Tarih, E.No.1976/1582, K.No.1977/503)
 
İndirim konusu yapılamayan KDV’ler gider unsuru olabiliyor
 
Bunun yanı sıra Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinin birinci fıkrasında, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanun’da aksine hüküm bulunmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirim konusu yapabilecekleri belirtilmiştir. Maddenin üçüncü fıkrası gereğince indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilmektedir.
 
Öte yandan, konuya ilişkin olarak yayımlanan 23 Seri No.lu KDV Genel Tebliği'nin, "Vergi İndirimi" başlıklı bölümünde, indirim zamanı indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hükme bağlanmıştır.
 
Buna göre, hesap dönemi kapandıktan sonra alınan faturalara ilişkin katma değer vergisinin, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu hesap dönemi aşıldığından, indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
 
Bu nedenle söz konusu faturalarda yer alan ve indirim konusu yapılamayan katma değer vergisi tutarlarının maliyet veya gider unsuru olarak dikkate alınması mümkündür.
  

     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.