Garanti kapsamında ayrılan karşılıklar/Provisions set aside within the scope of guarantee
Garanti kapsamında ayrılan karşılıklar
Vergi Usul Kanunu’nun 288’nci maddesinde Hasıl olan veya husulü beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilmeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadiyle hesaben ayrılan meblağlara karşılık denir.düzenlemesine yer verilmiş olup bu düzenleme tamamen karşılığın tanımı yapmıştır.
Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulamasında bir karşılığın gider yazılabilmesi için özellikle düzenlemele yapılmış olması gerekmektedir.
Bu nedenle garanti kapsamında yapılan satışlar nedeniyle üstlenilecek giderlerin, cari yıldan sonraya sarkması muhtemel kısımları için mali bilançoda karşılık ayrılarak kârdan indirilmesine olanak yoktur. Konuya ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 17.01.2000 tarihli kararının özeti aşağıdaki gibidir.
Karar : Uyuşmazlık, garantili olarak yapılan satışlarla ilgili olarak, garanti nedeniyle yapılan giderlerin ileriki yıllara sarkan kısımları için karşılık ayrılıp ayrılamayacağına ilişkindir.
Karşılıklar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 28. maddesinde “ Hasıl olan veya husulü beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadıyla hesaben ayrılan meblağlara karşılık denir.” şeklinde tanımlanmış olup, maddede karşılıkların mukayyet değerleriyle pasifleştirilmek suretiyle değerleneceği belirtilmiştir. Maddede karşılıkların genel olarak tanımı yapılmış olup, sadece bu maddeye dayanarak karşılık ayrılmasına olanak bulunmamaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 465 ve 466. maddelerinde belirtilen yedek akçeler karşılıklara benzemekle birlikte, tam anlamıyla karşılık değildirler. Yedek akçeler Türk Ticaret Kanununa göre safi kârdan ayrılmakta olup, karşılıklar ise mali bilançoda gösterilen ve kârdan indirilebilen türde bilançonun pasifinde yeralan hesaplardır. Dolayısıyla, doğması muhtemel herhangi bir zarar nedeniyle karşılık ayrılabilmesi için, mutlaka bir Kanun hükmüne ihtiyaç vardır.
Kaldı ki, kanun maddesinde hasıl olan veya  husulü beklenen “zarar” lardan bahsedilmiş olup, garanti kapsamında yapılacak tamir, bakım ve değiştirme giderleri zarar kapsamına girmemektedir. Ayrıca garantili olarak satılan mallar içine ileride ne tür ve ne miktarda bir gider yapılacağı belli olmadığı gibi, henüz tahakkuk etmiş bir giderden de bahsetmek mümkün değildir.
Bu durumda, garanti kapsamında yapılan satışlar nedeniyle üstlenilecek giderlerin, cari yıldan sonraya sarkması muhtemel kısımları için mali bilançoda karşılık ayrılarak kârdan indirilmesine olanak bulunmadığından bu kapsamda yapacağı giderler nedeniyle garanti süresini izleyen yıllara taşan kısmı için “garanti gider karşılığı” ayrılması gerektiği görüşüyle ihtilaflı dönem kurumlar vergisi beyannamesini ihtirazi kayıtla vererek tahakkuk ettirilen vergi ve fon payının iptali istemine ilişkin davanın reddi gerekirken aksi yönde verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, vergi mahkemesi kararının bozulmasına oybirliğiyle karar verildi. (Danıştay Dördüncü Daire : 17.01.2000 Tarih Esas No: 1999/1518 Karar No      : 2000/23)

Provisions set aside within the scope of guarantee
 
In Article 288 of the Tax Procedures Code, it is stated that sums which are set aside on account for the purpose of covering certain specific losses which have or are expected to occur but whose amount is not known for certain and which present the nature of a debt for the enterprise are referred to as provisions.
 
For purposes of Income and Corporation Tax applications, it is a requisite that the relevant provisions are formulated in order for a specific provision to be recorded as expense.
 
Therefore, setting aside of provisions for the portion of the expenses to be borne within the framework of   guarantees, that might extend over the periods subsequent to the current period in the financial balance sheet, and the deduction of this total from the balance sheet, is   not possible.  The resolution passed by the fourth department of the Council of State regarding the subject matter, is as follows:
 
Resolution:  The disagreement is relevant to the subject matter as to whether or not provisions could be set aside for the portions of the expenses incurred for the guarantees relating to  the guaranteed sales,
 
In Article 288 of the Tax Procedures Code No. 213, provisions are defined as follows: “Sums which are set aside on account for the purpose of covering certain specific losses which have or are expected to occur but whose amount is not known for certain and which present the nature of a debt for the enterprise are referred to as provisions.”  In the same article, it is also stated that Provisions shall be appraised by entering them into the liabilities account at their registered values. The concerned article contains a general provision of the provisions, and the setting aside of provisions mainly on the basis of this article is not possible.  Meanwhile, since the general reserves defined in Articles 465 and 466 of the Turkish Commercial Code resemble provisions in general appearance, they are not exactly provisions.  While the general reserves are set aside from the net profits pursuant to the Turkish Commercial Code,  provisions are accounts that are disclosed under the liabilities section of the balance sheet, and that could be deduced from profits.  Therefore, in order to set aside a provision for a contingent loss,  it is a requisite that  it is supported by a regulation.
 
Moreover, the relevant article mentions “losses which have or which are expected to occur”, and expenses such as maintenance, repair and modification expenses, that are borne within the scope of a guarantee, cannot be defined as losses.  Moreover, the type and amount of expense to be recorded for goods that are sold with guarantee, is not definite, and moreover mentioning of an expense that has accrued already, is out of question.
 
In such a case, since setting aside of as provision for  the portion of the  expenditures to incur on account of the guaranteed sales  that extend to the oncoming periods is not possible,  the litigation initiated with a request for the cancellation of the tax and the fund share through the filing of the corporation tax return with a petition of reserve  for the period that is subject to conflict, based on the argument that “a provision for guarantee” should  be set aside for the portion of the  expenses that extend to the subsequent years, was decided to be rejected, and the court decree regarding the reversal of this  rejection, was deemed as inaccurate.
 
Due to the above reasons, the tax court has unanimously decided on the reversal of the decision  (Fourth Department of the Council of State, Date: 17.01.2000, File No: 1999/1518, Resolution No. 2000/23)
 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.