Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Söylenecek fazla bir şey yok aslında. Ankara'dan "güçlü ekonomi, fırsatlar ülkesi" şeklinde söylemler gelirken, AB ile ilişkiler gergin bir şekilde devam ediyor. Biz daha eğlenceli bir konuya değinelim:
 
Ankara'da KGF'nin bir kez daha uygulanması için hazırlık var. Devletin, para vermeden bankalara "siz verin ben arkanızdayım" şeklinde özetlenecek KGF uygulamasının devam edebilmesi için piyasaya para enjekte edilmesi gerekiyor. Dış Kaynak ile ilgili zor günler yaşanacağı kesin. Dolayısıyla Bankalara "siz koşun ben arkadan gelirim" demek yetmeyecek. Mutlaka 4-5 Milyar Liralık bir hibe ya da faizsiz kredinin küçük işletmelere sağlanması gerekiyor. 
 
KGF artık daha büyük ölçekteki firmalara sunulması gereken bir enstrüman haline geldi. Ticaret kanalının en altındaki firmalar barter yapmaya başlamışsa, yukarıya doğru yayılmadan çare bulmak gerekir. Alt katmanlara doğrudan nakit, yukarıya da kredi desteği sağlamak lazım.
 
Eğer bu yapılmazsa, ödeme mekanizmasında çatlamalar meydana gelecek. Bankalardan biri orta ölçekteki bir firmanın üzerine giderse, umulmadık şekilde bir fay hattı oluşabilir. Biriken enerji bir anda boşalırsa da piyasadaki deprem büyük olur. 
 
Böyle bir sıkıntı oluşmadan, ticaret zincirinin her tarafına etkin müdahaleler yapılması gerekir. Bunun için de fazla beklemeden yeni finansman paketini açıklamak gerekiyor. Ancak, tarif ettiğim şekilde tabii. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.