Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Cari işlemler açığını uzun bir zamandır pozitif etkileyen petrol fiyatlarındaki düşüşün, geçen hafta yerini yükselişe bıraktığını gördük. İhracatının kilogram değeri 1.90 Dolar seviyesinde olan Türkiye için iyi bir haber değil bu. 
 
Nitekim sabahın erken saatlerinde Üniversiteye doğru giderken radyodan dinlediğim şu habere pek şaşırmadım: "Beyaz eşya ithalatına yeni düzenlemeler getirildi". Türkiye'nin ithalatında önemli bir yer tutan beyaz eşya ürünlerinin üzerinde "CE" belgesi bile olsa, şüphe duyulduğu taktirde bazı testlere tabi tutulacak. Gümrükte her ilave prosedürün ilave maliyet anlamına geldiğini biliyoruz. Tüm bunlar "korumacılık" aslında.
 
Hafta sonu katıldığım bir toplantıda ihracatçılara "Türkiye'de üretilmeyen ürünlere bile ilave gümrük vergisi koyulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ?" diye sordum. Cevap ilginçti: "Aslında suistimaller olmasa bunları ayırt edebilirler ama, edemiyorlar. Dolayısıyla tüm ürünlere toptan ilave gümrük vergisi koymak gerekiyor. Destekliyoruz."
 
Bu cevap iki açıdan önemli. Demek ki, Gümrüklerde ithal malları başka kod numaraları altında ülkeye giriş yapıyor ve bu önlenemiyor, sonuçta ithalatçıdan daha çok vatandaşı mağdur eden işler bu sebeple uygulanıyor. Neresinden bakarsanız bakın, acıklı bir durum bu.
 
İkinci gerçek daha da önemli: Türk İmalat Sanayi eğer korumacılık olmasa ayakta kalamayacak durumda. "Bu önlemler olmasa bugün biz bu toplantıda belki olamayacaktık" şeklinde bir cümle de sarf edildi toplantıda. Bu durum beni ciddi şekilde rahatsız etti.
 
Özetle, Türk İş İnsanı korumacılık ile ayakta durabiliyor, hem iç hem de dış rekabetteki kırılganlığını siyasete baskı yaparak önlemeye çalışıyor. 
 
Hiç bir iş insanı "korumacılık sayesinde yüksek teknoloji kullanıyorum, karlılığım arttı, katma değer yükseldi" demiyor. "Zar zor ayakta kalıyorum" diyor. Bu durum yapılan illerin bir kere daha gözden geçirilmesi için yeterli bir sebep değil mi ? 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.