Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Dolar/TL'nin tekrar yükselmesiyle beraber, özellikle uluslararası kuruluşların TL ile ilgili cesur söylemleri geride kalmış gözüküyor.
 
İnsanın aklına şu soru geliyor: Bu kuruluşların analistleri neden sürekli yanlış yorum yaparlar? Sebeplere şöyle sıralayabiliriz:
 
Birincisi söz konusu finans kuruluşları ellerindeki portföyleri daraltma ya da genişletme kararı almışlarsa, bu tip yorumlarla piyasayı maniple edebilirler. Şu oldukça net: Bir analistin ya da uzmanın kendi ismini ortaya koyarak yaptığı yorumun yanlış çıkması kariyerinin önünü kesmemektedir. Misal, Stanley Fischer IMF'de yöneticiyken yaptığı yanlış yorum ve kararlar, Fed Başkan Yardımcılığı görevine atanmasını önlememiştir. İşin gerçeği şu ki, dev finans kuruluşlarındaki analistler ve yöneticilerin doğru söyleyip söylemediğine kimse aldırmaz. Doğru karar verenler her zaman büyük portföyleri yönetenlerdir ve bu kişiler hiçbir zaman hiçbir fikre körü körüne inanmazlar. Hele ki analistlerim fikirlerine hiç. 
 
İkinci sebep, analistlerin 21. yüzyıl  paradigmalarının bir önceki yüzyıldan farklı olduğunu fark etmeden, ellerindeki eskimiş veri setini kullanarak yola devam etmeleridir. Matematiği, yazılımı veya teknolojiyi en yüksek seviyede kullansalar da, algoritmaların tabanı çoğunlukla doğru varsayımlara dayanmamaktadır. Bu sebeple piyasayı duymadan yorum yaparlar ve yanılırlar. Ancak hiç mahcup olmazlar. Yukarıda da belirttiğim gibi, yorumların isabetiyle kariyer yürüşü arasında bir korelasyon yoktur.
 
Hal böyleyken, bu kişilere Türkiye gibi ülkelerle ilgili ekonomik olmaktan çok politik uyarılar yapmak daha kolay gelmektedir. Uzak Doğru'daki veya Afrika'daki bazı ülkelerin uyguladığı rejim ve insan hakları ihlalleri üzerine bir yorumda bulunmayan kurumların, başka ülkeler için "hassas ayar" anlamına gelebilecek analizleri  hep dikkatimi çeker bu sebeple. Buradan hareketle uluslararası derecelendirme kuruluşlarının veya finansal kurumların hakim ülkelerden gelen telkinleri dikkate alarak yorum yaptıklarını söylemek hayalperestlik olmaz.
 
Elbette tüm bunlar, Türkiye'nin kırılganlıkları olmadığını göstermez. Ancak hedef tahtası haline gelmemek için söz konusu kırılganlıkların sadece ekonomide olmadığını kabul ederek, çağdaş dünyanın gereği neyse onun yapılması elzemdir. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.