Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Bayramdan önceki son işlem gününe başlıyoruz. Katar meselesi her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Türkiye'nin,  arabuluculuk görevi yaparken Katar'a daha yakın durduğu gözlerden kaçmıyor. Dün, 23 asker ve 5 zırhlı araç Doha'ya ulaştı. Hava ve Deniz Kuvvetlerine ait unsurların da yakında gönderilmesi bekleniyor.
 
Ancak, Katar'a karşı cephe almış olan ülkelerin, bu meselenin kapanması için öne sürdüğü şartlar arasında, Türkiye'ye ait üssün kapanması yer alıyor. Katar'daki ABD üssüne itiraz etmeden doğrudan Türkiye'ye ait üsse itiraz etmeleri, konunun nereye gittiği konusunda bize fikir veriyor.
 
Tüm bunlar olup biterken Suriye'deki gelişmeleri de göz ucuyla izliyoruz. Bir çatışmasızlık bölgesi oluşturulması çabası devam ederken, Fransa dahil bir çok ülkenin Esad rejimine cephe almaya başladığı görülüyor. Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı Macron'un "eğer kimyasal silah ispat edilirse Suriye'yi vururuz" demesi dikkat çekiciydi.
 
Irak'ın kuzeyindeki bağımsızlık referandumu üzerine tartışmalar devam ederken, tansiyonun da giderek yükseldiği anlaşılıyor. Kuzey Irak Yönetimi, Türkiye'nin kırmızı çizgilerinin farkında ancak, ABD'nin bu konudaki tarihsel çizgisi de belli. 
 
Özetle, Orta Doğu'da işler hızlı ve tehlikeli bir şekilde ilerliyor. Bu konjonktürde Borsa'nın gelişmelere hiç aldırmadan yükseldiğini de görüyoruz. Bu durumu haber merkezleri flaş haber olarak veriyor sürekli. Türkiye'nin 1990'larda olduğu gibi, tekrar sermaye piyasası kazançlarıyla anılması hem dikkat çekici hem de düşündürücü. Arzu edilen sonucun bu olduğunu düşünmüyorum.
 
Herkese iyi bayramlar diliyorum. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.