Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Dün Dolar/TL'nin bir anda yükselmesi, "istikrar" kelimesinin bu dönemde ne kadar kırılgan olduğunu bir kere daha ortaya koymuş oldu. 
 
Türkiye'de döviz kurlarının yükselip alçalması genelde ekonominin iyiye ya da kötüye gittiğine dair bir işaret olarak kabul edilmekte. Yalın ALPAY ile beraber yazdığımız "Olaylarla Türkiye Ekonomisi" kitabında, Cumhuriyet kurulduğundan beri TL'nin sayısız defa devalüasyona maruz kaldığı ve sürekli değer kaybettiğinden sıkça bahsettik. Buradan hareketle kestirmeci bir bakış açısı kullanıp "Ekonomi sürekli kötüye gidiyor" diyebilir miyiz ? Elbette hayır.
 
İşin aslı şu: Türkiye şu anki gidişatıyla büyümeye devam edecek ama kalkınmada sürekli geri kalacak. Döviz kurlarının daima değer kazanmasının arkasındaki gerçek teknik ya da ekonomik olmaktan çok yaklaşım sorunudur aslında. Eğitim ve Sosyal Yaşamdaki gelişmeyi her yıl bir önceki yıldan daha üst seviyeye getirmeden bir ülkenin kalkınması mümkün değil. Aslında kalkınmak ekonomik olarak sürekli büyümek anlamına da gelmiyor. Katma değer yaratmak anlamına da gelmiyor. Karıştırdığımız yer de bu.
 
Kalkınma, eğitim, hak ve özgürlüklerde sürekli ileriye gitmek anlamına geliyor. Zaten bu seviyeye gelmiş bir ülkenin ekonomik anlamda sadece konjonktürel sorunları olur, yapısal sorunları olmaz.
 
Özetle, kurların yükselişine, dış gelişmeler veya "düşmanlara" bel bağlamadan, kalkınmada ne durumda olduğumuzu sorgulayarak yaklaşmalıyız. Güçlü ülke, en fazla inşaat yapan ülke değil, en fazla buluş yapan, sanat-spor-kültür-teknoloji anlamında dünyada söz sahibi ülke demektir. Bu ülkelerde yaşayanların geneli kurların yükseliş ve düşüşünü bizler kadar kafaya takmazlar.  
 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.