Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Moody's tarafından yapılan açıklamaya göre "önümüzdeki aylarda hangi ülkelerin kredi piyasasında olumsuzluk başlar" anketi, Türkiye ve Güney Afrika'yı öne çıkarmış durumda.
 
Daha önceki raporlarımda da belirttiğim gibi, bugün Türkiye'de iş yapan birinin maruz kalacağı en ciddi risk döviz kuru riski değil. "Alacak riski" en önemli risktir. Ayrıca 2001 yılında olduğu gibi Türkiye'de herhangi bir bankanın batma riski de çok düşüktür. Çünkü Bankalar neredeyse tamamına yakını uluslararası sermayeye ait durumdadır. Herhangi bir sorun olduğunda sermaye takviyesi yapılacaktır. 
 
Dolayısıyla "banka batmaz ama banka batırır" demek daha doğru. Hem Ulusal hem de uluslararası sermayenin sorumluluğunu taşıyan bankaların, firmaların üzerine gitmeye başlaması, siyaset ve bankalar arasındaki sözlü atışmaların yeniden başlamasına yol açacaktır.
 
Bundan başka, düşük karla büyük cirolar yaratan firmaların alacakları konusunda çok dikkatli davranmaları gerekir. Kulağıma gelen bilgilere göre, tedarik zincirinin alt katmanlarında para değil mal karşılığı alış veriş başlamış durumda. Barter ile hayata devam etmek bir dereceye kadar kabul edilebilir ama ama tedarikçiler bu metodu uygulayamazlar. O yüksekliklerde her ticaret para karşılığı yapılır. 
 
Dolayısıyla KGF ile rahatlayan piyasalarda ne olup bittiğini yakından takip etmek gerekir. Darboğaz en alttan gelen hareketlenmelerle başlar, sonra büyük dalgalara dönüşür. Bunu unutmayalım. 
 
Not: Ekonomi Bakanlığı'nın Türkiye'de üretilen demir-çelik ürünlerinin ithal rakiplerine gümrük vergisinde indirim yapacağına dair gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Eğer bu gerçekleşirse, Bakanlığın  bugüne kadar savunduğu tezleri, kendi elleriyle çürüttüğü bir durum meydana gelecek. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.