Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Petrol İhraç eden ülkelerin arz kısıntısındaki mutabakatına rağmen Petrol Fiyatlarının tekrar düşüşe geçmesi, aylar önce yazdığım raporların teyiti niteliğinde oldu. Eğer küresel büyüme ile ilgili sancılı bir süreç varsa ve buna bağlı olarak da enerji talebi beklendiği kadar yükselmiyorsa, arzı kısmanın fiyatları istikrarlı şekilde yükseltmesini beklemek hayalperestlik olur.
 
Tabii "koca koca ülkeler bunu hiç bilmiyor da sen mi biliyorsun ?" diyebilirsiniz. Size dünya tarihinden "bu deliliği neden yapmışlar acaba" diyebileceğiniz birçok birçok hadise sayabilirim. Dolayısıyla OPEC ve Petrol İhraç edenlerin, küresel büyüme tam olarak düzelmeden petrol fiyatlarının yükselmesini beklemesini de bu şekilde değerlendirebiliriz.
 
Benzer şekilde, dolar-euro-borsa-faiz-emtia gibi enstrümanların üzerindeki piyasa dengeleri haricindeki denemeleri bu çerçevede değerlendirebiliriz. Dolar/TL'nin düşmesi için sebep yokken düşüyorsa, Borsanın yükselmesi için sebep yokken yükseliyorsa, mutlaka değerlendirilmesi gereken bir durum vardır.
 
Şimdi Türkiye'ye dönelim: Ülkede üretilmeyen ne varsa üzerine gümrük vergisi koymaya meraklı olan Ekonomi Bakanlığı, Türkiye'de ciddi bir altyapı ve üretime sahip olan Demir-Çelik ürünleri için ithalat vergilerini indirmeye çalışıyor. Sebebi şu:
 
Türkiye'nin büyüme modeli inşaat ve tüketim üzerine kurulu. Kimseye heyecan vermeyen bu hikaye, % 93'ü "yap-sat" dediğimiz kurumsal ve organize olmayan inşaatçılarla yürüyen bir hikaye. Nereye giderseniz gidin, hangi restoranda oturursanız oturun Türkiye'de mutlaka etrafınızda müteahhitler bulunur. Ciddi bir lisanslama gerekmeyen bu iş kolunun siyaset üzerinde bu sebeple ciddi bir gücü vardır.
 
Dolayısıyla, dışardan bakanlar için ülkenin hangi vizyonla geleceğe doğru yürüdüğü pek anlaşılmıyor. Anlaşılmadığı için de tüketim, perakende ve konvansiyonel sektörler haricinde Türkiye'ye yatırım yapmaya hevesli insan bulunamıyor. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.