Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Geçen yıl bu zamanlarda "küresel risk" tarifleri arasında "Çin'deki ekonomik yavaşlama" başlığı geliyordu. Sonraları, jeopolitik istikrarsızlıklar, lider değişimleri, korumacılık ve dünya ticaretinde yavaşlama ilk sıralara yükseldi.
 
Ancak, Moody's Çin'deki büyüme riskini unutmamış olacak ki, notunu kırıverdi. Çin nerden bakılırsa bakılsın, Dünya'nın son 30 yılına damga vurmuş durumda. Sadece ABD'nin değil neredeyse her ülkenin dış ticaret açığı verdiği bir ülke. Ancak, gelişmiş ülkelerin de üretim üssü olduğunu unutmamak gerekiyor.
 
Buradan hareketle, Çin'de yavaşlama var ise, küresel ekonomide de yavaşlama olabilme ihtimali üzerinde durulmalı. Eğer dev markalar üretimlerini Çin'den başka ülkelere kaydırıyorlarsa, bu da ayrıca ele alınması gereken bir mesele. Özetle, Çin'in kredi notunun düşürülmesi belki kendi başına önemli bir hadise olmasa da, bu kararın arkasındaki argümanlara dikkatle bakmak gerekiyor.
 
Çin'in geride bıraktığımız 20 yılda dolu dizgin büyümesi arkasında, kaynakların hoyratça kullanılması var diyebilirim. Parasal kaynaklar, doğal kaynaklar nihayetinde çevre ve insan medeni sınırların ötesinde kullanıldı. Elbette bu durum sermaye birikiminde ve kredi kalitesinde ciddi aşınma yarattı. 
 
Çin'in bugünlerde vazgeçmeyi düşündüğü ancak bir süredir devam ettirdiği nüfus planlamasından da kaynaklanan sebeplerle, uluslararası kuruluşlar önümüzdeki yıllarda büyüme hızının % 5'e kadar düşebileceğini söylüyorlar.
 
Bu durum yukarıda bahsettiğim gerçekler çerçevesinde bir kez daha değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Çin'in ekonomik güç olmaktan vazgeçip, ülkeyi bir arada tutmak için iç ve dış düşmanlar yaratıp, askeri bir güce dönüşmesi küresel barışı tehdit eder hale gelebilir. 
 
Aynı durumu Hindistan için de konuşabiliriz. Elinde nükleer güç bulunan her ülkenin "beka" sorununu bahane ederek içine kapanmasını önlemek için "korumacılık" dalgasının mutlaka sona ermesi gerek. 
 
Bazen Trump'ın korumacılığı kasten körüklediğini düşünüyorum. ABD Ekonomisi zaten kendisinin koltuğa oturmasından önce toparlanmaya başlamıştı. ABD İhracatımı 2010'dan beri artırıyordu. Dolayısıyla ABD'nin korumacılıkla varacağı bir yer, açacağı bir yol olmadığına göre, bu tiyatronun sonunun nereye varacağını beklemekten başka çaremiz yok gibi gözüküyor. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.