Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Hafta sonu konularında tecrübeli bazı finansçılar ve ekonomistlerle sohbet ettim. Bu arada bazı işadamları da bu sohbete katıldı.
 
Sohbetin ana konuları elbette ekonominin akıbeti üzerineydi. Konuşmaya katılanlar genelde yurt dışından gelen kaynağın azalmasıyla beraber döviz kurlarının tekrar yükselip yükselmeyeceği üzerineydi. Kredi Garanti Fonu ile beraber piyasaya verilen oksijenin, ekonomide iyileşme ile desteklenmesi gerektiğini söylerken "Türkiye'nin artık yalnızlaşma politikasına son vermesi lazım" şeklinde bir önermede bulunanlar oldu.
 
Aslında söylenen pek de yanlış bir söz değil. Eğer tasarruflar yetmiyorsa mutlaka yabancı kaynağa ihtiyaç var. Söz konusu kaynağın geliş tarzı da kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerini de bağlı. Ekonominin canlanması için bütçe disiplininden sapılarak yapılan hamlelerin sonuç vermesi gerekiyor ki, "bütçe açığı artıyor ama ekonomi büyümeye başladı" şeklinde bir değerlendirme olsun. Bu arada dış politikada sürtüşme yaşadığımız ülkelerin de bize kaynak getirmeyeceği açık. 
 
Bir bankacı, "kredi garanti fonu problemli kredilerin yeniden yapılandırmasına yaradı daha çok" diyerek tehlikenin boyutu hakkında bir görüş ortaya attı. Bir başka bankacı da, "çek gibi teminatları vererek 100 birim borç almış olan bir kişi yeni düzenlemelerle 300 birim borçlanabilir hale geldi" diyerek son düzenlemelerle ortaya çıkan çarpan etkisinden bahsetti. 
 
Tüm bunlar dikkate alınırsa, Türkiye Ekonomisi için yıl sonuna kadar  çok önemli hamleler yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. En başta dış politikada yumuşama ve ardından da finans kuruluşlarıyla sürekli temasa geçmek lazım. Kamunun da bu sefer gerçekten küçültülmesi için bir hamle yapılması gerekiyor. 
 
Eğer bunlar gerçekleşirse, Türkiye riskli bölgeden giderek uzaklaşacaktır. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.