Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Fed'in beklenen kararı geldi ve faizde herhangi bir değişiklik olmadı. Bu durum her ne kadar TCMB'nin elini güçlendirse de, Nisan ayı enflasyon oranlarının beklenenden yüksek çıkması "hassas ayar" yapmasını zorlaştırıyor.
 
Giyim ve Gıda'da devam eden yüksek fiyat artışlarının yılın ikinci yarısında ancak ve ancak talep yetersizliğinden dolayı yavaşlayabileceği görülüyor. Elbette bu tür bir yavaşlamayı arzu etmiyoruz. Giyimdeki yavaşlama belki kabul edilebilir ancak gıdada bile yavaşlama olan bir ortam Türkiye'de fazla yaşanmamıştır. Gıda talebinde yavaşlama ciddi bir problemi işaret eder. 
 
Buradan hareketle Ankara'nın "enflasyon yıl sonuna doğru düşecek" demesi, ancak baz etkisi sebebiyle geçekleşebilir. Bunun için de öngörülenden daha uzun süre beklemek gerekecek. Büyüme rakamları şimdi daha önemli hale geldi. Yavaş büyüme ve yüksek enflasyon yan yana geldiğinde can sıkıcı sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
 
"Dolar/TL neden yükselmiyor ?" diye soranlara cevabım şu: "Eldeki TL ancak günü döndürmeye yetiyor, döviz alacak para kalmıyor". Aslına bakılırsa Merkez Bankası da piyasadaki parayı bu düşünce çerçevesinde kontrol ediyor. Ödemelerin yapılabileceği kadar parayı piyasaya bırakıyor. Fazla likiditenin dövize kaçacağı düşünülüyor. Bir de ödemeler konusunda TL'si kalmayanların da ellerindeki dövizleri sattığı düşünülürse, Dolar/TL'nin gevşemesi normal.
 
Tavsiyem şu:  Döviz borcu ya da ödemesi olanların, düşük seviyelerde pozisyon almaları. Aksi taktirde "biraz daha düşer mi ?" die beklediklerinden her zaman olduğu gibi treni kaçıranlar olacak. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.