Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Avrupa Merkez Bankası faizleri değiştirmeyip, varlık alımlarını azaltınca Euro/Dolar paritesi gevşer gibi oldu. Bu şartlar altında denklem daha da karmaşık hale geldi diyebiliriz.
 
Önce Fed ardından da gecikmeli olarak ECB, yatırımcıların ve tüketicilerin gelecek kaygısı azalmadan parasal genişlemenin bir fayda sağlamayacağını anladıktan sonra şartlar değişti. Likidite Tuzağına düşmekten son anda kurtulan ABD Ekonomisi bir anlamda AB Ekonomisi için de ilham kaynağı oldu diyebilirim.
 
İnsanların harcamaya veya yatırım yapmaya niyeti yoksa boşu boşuna parayı bollaştırmanın manası olmadığını geç de olsa anlayan ECB, bundan sonraki adımlarında faizleri yükseltebilir. Peki bu gelişmelerin Türkiye'ye etkisi ne olacak ?
 
Herşeyden önce Türkiye tasarruf fakiri bir üke ve bu sebeple dış kaynağa ihtiyacı var. Dolayısıyla yurt dışındaki fonlama maliyetinin yükselmesi Türkiye'deki fonlama maliyetini de etkileyecek. Ayrıca kaynak bulmak da giderek zorlaşırken bu etkinin daha da sertleşeceğini tahmin etmek kolay.
 
Türkiye'de bankaların karlılıkları Merkez Bankası sayesinde beklenenin üzerinde çıkıyor. Çünkü Merkez Bankası fonlama maliyetini yükseltmemek için direniyor. Buna rağmen önce Fed sonra da ECB faiz yükseltme adımlarına başlarsa şartlar değişecek. Merkez Bankası'nın tek başına böyle bir gelişmeyle başa çıkma ihtimali pek yok. 
 
Hal böyleyken, firmaların önümüzdeki 2-3 yıllık dönemde alacak risklerini akılcı şekilde yönetmeleri gerekir. Alacağını tahsil edemediği için borcunu ödeyemeyecek firmaların sayısı artarsa, önce küçük sermayelerle büyük ciro üretenler piyasadan silinmeye başlayacaktır. Türkiye gibi ülkelerde bu tip firmalar ağırlıkta olduğundan piyasada bir nakit krizi oluşmaması için şimdiden önlem alınması gerekir.
 
Hükümetin Kredi Garanti Fonu ile böyle bir olumsuz gelişmeyi geciktirdiği görülüyor. Ancak kalıcı bir çözüm için üretim maliyetlerini düşürecek radikal hamleler yaparken, kamuyu da küçültmek gerekiyor. Kamu küçüldükçe vergi ihtiyacı azalacağı için, bütçe dengesinde bir sorun çıkmayacaktır. 
 
Bu vesileyle Türkiye'de vergi gelirlerinin milli gelire oranının ABD'den daha yüksek bir seviyede olduğunun da altını çizmek istiyorum. Üstelik aynı vergi tabanından daha fazla vergi alındığı göz önüne alınırsa, farklı şeyler söylemek zamanı geldiğini rahatça söyleyebiliriz. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.