Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Dün AKPM normal şartlarda beklenmesi gereken ama siyaseten fazla beklenmeyen sertlikte bir karar aldı. Türkiye siyasi denetim sürecine girdi. Karar alınırken üye sayısının azlığı ya da çokluğu ikinci dereceden önemli bir konu. Sonuçta Türkiye'yi Avrupa Birliği ilişkilerinde ikinci lige düşüren bir karar alındı ve bu kararın her iki cephede yan etkileri olacak.
 
AKPM'de Türkiye ile ilgili okunan raporun ağır eleştiriler içerdiği görülüyor. Buna karşın kararı kabul etmeyen üyeler de vardı. Bu da not edildi. Türkiye ve AB ilişkilerini 2004 seviyesine geri çekmenin elbette her iki taraf açısından bir bedeli olacak. Bu kararın Avrupa Parlamentosu'nda da tartışılacağını ve burada da Türkiye ile ilgili adımlar atılacağını hatırlatalım.
 
Ankara'nın AKPM heyetleri ile işbirliğini askıya alması konuşulmaya başlandı ama bu Türkiye'ye bir fayda getirmez. İlişkilerin bir şekilde gözden geçirilmesi ve kuvvetlendirilmesi gerekiyor. AKPM raporunun, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlara bakılmadan yazıldığı belli. Ancak Türkiye'nin içinde bulunduğu  "force majeur" ün verdiği hakları abartılı kullandığı yerler olduğu da bir gerçek.
 
İşin doğrusu, ilişkilerin bu aşamaya gelmesi sadece bir tarafın kabahati değil. Her iki taraf seçim ve halk oylaması sürecinde birbirilerine oldukça ağır ifadeler kullandılar. Kitleleri hareketlendirmek için yapılan konuşmalar ve yüksek perdeden sarf edilen ifadeler fay halarını hareketlendirdi. Şimdi karar sonrasındaki tepkilerin azalmasını bekleyip, aklı selimle hareket etmek gerekiyor.
 
Bu kararın piyasalara yansıması kısa vadeli oldu. Ancak, kredi notu değerlendirmeleri, AB'nin atacağı diğer adımlar, Orta Doğu'da devam eden operasyonlar unutulmamalı.
 
Merkez Bankası'nın faiz konusunda alacağı karar da önemli. Açıkçası Geç Likidite Penceresinde yapılacak bir değişikliğin piyasalara etkisi sınırlı olsa da, uzmanların "yeni oyuncağı" artık bu oldu. Politika faizlerinin yerini birkaç yıl önce "faiz koridoru" aldı. Bugun de onun yerini GLP aldı. Sebebi belli. Merkez Bankası siyaseti kızdırmamak için fonlama maliyetinde değişiklik yapamıyor. Ancak Yabancı Finans Kuruluşları'nın eleştirilerinden de etkileniyor. Dolayısıyla acil durumlar için kullanılan Geç Likidite Penceresinde değişiklik yaparak kendine göre bir çözüm icat etti. Böylece, hem bankaları hem de siyaseti memnun ediyor. 
 
Bankalar fonlama maliyeti artmadığı için seviniyor, Ankara da faizler yükselmediği için öfkelenmiyor. Ancak işin doğrusu Merkez Bankası fonlaması da, piyasa faizleri de resmi açıklamaların üzerinde seyrediyor. Bakalım daha ne kadar devam edecek bu süreç ? 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.