Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Dün akşam bir alış veriş merkezinde dolaşırken, yanıma beni sosyal medyadan takip ettiğini söyleyen bir vatandaş geldi. "Referandum'a kadar paramı ne yapayım ?" diye sordu. İlk önce şaka yapıyor sandım. Çünkü referanduma kadar işlem yapacağı sadece bir gün kalmıştı 
 
Baktım şaka yapmıyor, "ayak üstü olmaz, bir kahve içerken anlatayım" dedim. Oturduktan sonra bana hikayesini anlattı. Bir televizyonda kameraman olarak çalışıyormuş ve emekli olmuş. Çocukları evlenme çağına gelmiş. Bir ev almayı düşünüyor. Az çok bir birikimi var. "Referandumdan evet çıkarsa konut fiyatları uçuşa geçer mi ?" diye sordu bu sebeple.
 
"İçinde oturacak mısınız ?" diye sordum tabiatıyla. Oturacakmış. "O zaman dikkat edeceğiniz şey fiyatı kadar bulunduğu lokasyon ve altyapısı olmalı" dedim. Kabul etti. Ona İstanbul'daki metrekare fiyatlarıyla alakalı bazı bilgiler verdim. Sonunda da, referandumdan sonra hiçbir yatırım aracının uzun vadede olumlu ya da olumsuz bir hale dönmeyeceğini söyledim. Orta vadede bizi büyük bir nimetin ya da felaketin beklemediğini tane tane anlattım.
 
Ancak bir şey daha ekledim. Kredi Derecelendirme Kuruluşları, önümüzdeki aylarda Türkiye ile ilgili not açıklamaları yapacak. Dolayısıyla bu açıklamalar sonucunda olumsuz gelişmeler ortaya çıkarsa, fiyatların gerileme ya da yerinde sayma ihtimali olabilir. Dolar/TL'de de doğal olarak yükseliş olacaktır. Bu uyarıda bulunmak konusunda kendimi sorumlu hissettim.
 
Bu sabah Konya'da "Türkiye'nin geleceği parlaktır" isimli bir konferans vereceğim. Bu ismi koymamın birkaç sebebi var. Birinci sebep şu: Türk İnsanı her duruma kolayca adapte olabiliyor. Dolayısıyla toptan iyimser ya da toptan kötümser olmanın bir manası yok. İkincisi, Türk İnsanı bazı şeyleri kısa vadede  çok konuşsa da uzun vadede unutuyor. Hafıza sorunu yok, çünkü aklında tutmuyor.
 
Üçüncü sebep ise Türk İnsanının bugüne kadar gösterdiği "olumsuzlukla mücadele etme gücü". Başka ülkelerin başına gelse kolayca dağılabileceği gelişmelerden Türkler birleşerek çıkıyor. 
 
Dördüncü sebep, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin temellerinin sağlam olması. Böyle olmasaydı Türkiye bugüne kadar Orta Doğu ülkelerinden farksız olurdu. Dolayısıyla Türkiye'nin ait olduğu yer bellidir. Ancak bunu ait olmadığı yerden tariflemektedir. Asyalı ya da Orta Doğulu değildir Türk İnsanı. Olsa olsa Avrupalıdır. Ancak "Türk tarzında" Avrupalıdır. Yani kaldırımın üzerine otomobil parkeden, sıraya girmekten hoşlanmayan ve sürekli ayrıcalık isteyen tarzda bir Avrupalı.
 
Dolayısıyla, referandumun sonucu ne olursa olsun Türkiye'nin ait olduğu yer değişmeyecek. Türk İnsanı hiçbir zaman Orta Doğulu olmayacak. Asyalı olması zaten imkansız. Buradan hareketle, sonuç ne çıkarsa çıksın Türkiye'nin içinde olduğu değişim sürecinin hem ülkeye hem de dünyaya hayırlar getirmesini diliyorum. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.