Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
"Kademeli faiz artışları hala uygun gözüküyor". Fed tutanaklarından akılda kalan en önemli cümle bu. Demek ki, önümüzdeki dönem dünyanın bir çok yerinde faizlerin artması kaçınılmaz olacak. 
 
Eğer sadece kitapta yazılana baksaydık, faiz artışlarının döviz kurlarının artışını sınırlayacağını söyleyebilirdik. Ancak sebep-sonuç ilişkileri bu şekilde çalışmıyor. Faiz artışları aynı zamanda risklerin artması anlamına da geliyor. Bu sebeple çoğu zaman piyasalarda anlam veremediğimiz gelişmeler oluyor. Aynı gün içinde hem faizler hem borsa hem de döviz kurları yükselebiliyor. Ya da tam tersi gerçekleşebiliyor.
 
Demek ki, standart şeklinde düşünerek bir yere varmak zor. Eğer bir ülkenin siyasi belirsizlikleri, kırılgan piyasaları, heyecan vermeyen bir hikayesi varsa, ulusal parasının istikrarlı şekilde seyretme imkanı yoktur. Bu durumda döviz kurlarının yükselmesi kaçınılmaz olur. Hisse senedi piyasalarındaki yükselişler ise geçicidir. 
 
Bundan başka, dünyanın her yerinde faizler yükseleceği için, söz konusu ülkenin faizleri yükselterek piyasaları sakinleştirme ihtimali giderek azalacaktır. Yatırımcının iştahını açacak olan yüksek faizlerden çok, öngörülebilir ve heyecan veren bir gelecektir. Bugün katma değeri yüksek işler yapan ülkelerin hikayeleri yatırımcıya cazip gelmektedir. Marka, tasarım, teknoloji, ar-ge ve inovasyon yabancı sermayenin tercih ettiği alanlardır.
 
Yüksek nüfus potansiyeli tüketim ve gıda maddelerini üreten firmalar için çekicidir. Yükte ağır ama pahada hafif ürünlerin pazara yakın yerlerde üretilmesi elbette mantıklıdır. Ancak yüksek teknoloji ihtiva eden ürünlerin önemli bir kısmının pazara süratli giriş haricinde bir ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla, bu ürünleri üretecek ortamı sağlayamadıktan sonra, tarife ve tarife dışı engellerle ülkeye girişini zorlaştırmak en hafif ifadeyle acizliğin itirafı olmaktadır. 
 
Dış ticaret açığı ve Cari İşlemler açığını daraltmak, ithalatı engelleyerek değil, ihracatın katma değerini artırarak sağlanabilir. "Üretene düşmanım, çünkü üretemiyorum" diyen ülkeye iyi gözle bakılmaz. Bu yaklaşımın daha ileri versiyonu "kalite isteyen parasını ödesin" şeklinde belirmektedir. Ülkede üretilmeyen basit bir ürüne bile ilave vergiler koyarak pahalı hale getirerek vatandaşı cezalandıran yaklaşımların hiç kimseye yarayan bir tarafı yoktur.
 
Maalesef, yukarıda bahsettiklerimin tamamı Türkiye'de yaşanmaktadır.  "Öyle bir vergi koyalım ki, yabancı firmalar Türkiye'de üretim yapmaya mecbur olsunlar" şeklinde yazılan ithalat rejimlerinin, ulusal firmalara uzun vadede hiçbir faydası olmadığı gibi, ülkeyi de giderek dünyadan uzaklaştırmaktadır. Hiçbir yabancı firma vergiler yüksek diye bir ülkede büyük bir yatırıma girişmez. "Bunlar ne zaman ne yapacağı belli değil" der ve uzak durur. 
 
Sonuç olarak, yaklaşım böyle olduğu sürece döviz kurlarının, enflasyonun ve faizlerin yükselmesi kaçınılmaz olacaktır. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.