Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Tekrar tekrar aynı meseleye geri dönüyoruz: "Dolar alalım mı ?". Artık kestirmeden cevap vermiyorum ve soruyorum. "Düşmesi için sebep var mı ?". Genelde bu soruya aldığım cevap net: "Hayır"
 
O zaman ikinci sorum geliyor: "Peki düşme sebebi yokken bir yatırım aracı düşüyorsa ne yapmak lazım ?" Onun da cevabı aşağı yukarı aynı. "Dikkatlice ve acele etmeden satın almaya başlamak lazım".
 
Bu cevapları ben vermedim. Dolar/TL  konusunda bana soru soranlar verdi. Ben de sizinle cevapları paylaştım. Buna göre bir sonuç çıkarmak mümkün. 
 
Varlık Fonu ile ilgili sorular da geldi dün. "Neden kuruldu ?" gibi mesela. Yönetiminde benim soyadımdan biri yer aldığı için olabildiğince bilimsel cevaplamaya çalıştım soruları. 
 
1980'lerdeki özelleştirme rüzgarında ki Reagan ve Thatcher ile başlamıştır, devlete bağlı bir birim tarafından bu iş yürütülürdü. Turgut Özal da benzer şekilde bir hamle yaparak "Özelleştirme İdaresi" ismini alan bir kurum meydana getirmişti.Nacak 21. yüzyıla geldiğimizde devletin elinde bulunan varlıkların kamuya bağlı bir idare tarafından değerlendirimlesinde başarılı sonuçlar alınamadı. Çünkü bürokratik yapıların "hızlı balık" olma özelliği yoktur.
 
Dolayısı ile dünyanın birçok ülkesinde kamuya ait varlıkların içinde bulunduğu fonlar kuruldu. Norveç Devleti Petrol gelirleriyle fonunu büyüttü mesela. Türkiye gibi petrolu olmayan ülkeler de ellerindeki varlıkları değerlendirerek fonlarını büyüttüler.
 
"İyi günlerde" bu tip fonların görevi, elde ettiği kaynakla zor duruma düşmüş küresel markaları veya kuruluşları satın alıp ulusal sermayeyle iş birliği yaparak işletmek ya da tatamıyla ulusal sermayeye devretmek olabilir. Bu sadece bir örnek. Başka işler de yapabilir tabiki. 
 
Kötü günlerde ise yapılacak belli: Devlete veya Şirketlere ait olan her türlü menkul kıymetin "alıcısız" olduğu durumlarda piyasaya girerek durumu toparlamak, finansal kurumlara sermaye takviyesi yapmak, işler düzelince de koyduğu parayı geri almak olabilir. ABD'de 2008 Krizinde TARP adı altında bu adımlar atıldı. Avrupa Merkez Bankası da benzer bir müdahaleyi yapmıştı sonraları. 
 
Bu işlemlerde teminat elle tutulur herhangi bir şekilde alınabilir. Real Madridli Ronaldo'nun kontratının bile bir ara ECB'de teminat olarak durduğunu hatırlatalım. Real Madrid'i fonlayan banka ECB'den borç istemek zorunda kalınca, başka teminat verememişti. ECB'de "en azından yükselen değer" diyerek Ronaldo'yu teminatların arasına katmıştı. 
 
Özetle, Varlık Fonunun ne amaçla kurulduğunun dedikodusunu yapmaktan çok, ne amaçla çalışması gerektiğine dair birkaç fikri sizle paylaşmış oldum. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.