Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Merkez Bankası enstrüman üzerine enstrüman icat ederken, Dolar/TL de üstte 3.80, aşağıda da 3.75 olarak tarif edebileceğimiz bant içinde dalgalanmaya devam ederken, atılan adımlarla ne yapmak istendiğine bakalım.
 
Bir önceki adımında "artık ucuza para yok" diyerek fonlama mekanizmasında katılaşan TCMB, takip eden adımlarla da şunu demek istedi: "Gerekirse bilanço karından feragat edip hem fonlanmayı hem riskleri yönetebilirim". 
 
Tüm bu adımlar gösteriyor ki, TCMB önümüzdeki günlerde radikal bir faiz artışı yapmayacak ve her zaman bahsettiği "enstrüman zenginliğini" kullanarak bu zor günlerin üstesinden gelmeye çalışacak. Dolar/TL'nin yükselişini ülkenin en büyük meselesi gibi görenler için, radikal bir faiz artışı gerekiyor. Ben kendi adıma büyümenin en önemli risk olduğunun altını çizmek istiyorum. Eğer büyüme oranları % 2'nin altında kalırsa, bu durum Türkiye için "durgunluk" değil "daralma" anlamına gelir. 
 
Dolar/TL ile ilgili sürekli olarak bazı seviyeleri "riskli" olarak tarif edip, müdahale ettikçe daha yüksek zirvelere doğru yola çıktığımızı artık görmemiz lazım. Şimdi 2.00 için, sonra 2.50 için, elbette 3.00 için ve nihayetinde 3.50 için yapılan yorumları bir hatırlayalım. "Olursa kötü olur" dediğimiz her seviyeyi geride bıraktık. Dolayısıyla 4.00'ı test edeceğimiz gün gibi aşikar. Fazla çırpınmadan sakince beklemek lazımdı bana göre. 
 
Peki neden Dolar geride bıraktığımız 4-5 yılda süreki TL'ye karşı değer kazandı ? Çok basit 2007-2008 yılındaki güzel zamanları yönetmeyi bilemedik de ondan. Sürekli olarak "emek yoğun sektörlere destek vermeliyiz" diye diye, katma değeri, ihracatı, karlılığı ve nihayetinde ülkenin imajını düşürdük. Enflasyonu, işsizliği, faizleri ve vergileri yükselttik. Dışardan bakıldığında yatırım yapmak için cazibeli bir ülke olmadığımız net.
 
Ancak bu durum, basiretli bir kaç dokunuşla düzelebilir. Endüstri 4.0'ın hakkını vererek, ülkeyi dijital teknolojilere yakınlaştırırsak, işler bir anda değişebilir. Artık, siyasetin sadece belirli bir oy tabanına değil, seçmenlerin tamamına hitap etmesi gerekiyor. Türkiye sadece üreterek bir yere gidemez. Tasarlaması da gerekiyor. Markalaşması da. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.