Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Haftayı kapatırken, Fed üyelerinden faiz artırımı yönünde güçlü sinyaller gelmeye devam ediyor. Bu durumda gelişen ülkelerin kendilerini yaz aylarında yeni paradigmaya alıştırması gerekecek. 
 
Dolar sadece ABD'nin parası değil. Aynı zamanda uluslararası değer saklama ve değiş tokuş aracı. Adeta tek başına bir ödeme mekanizması. Dolayısıyla Dolar'ın maliyeti yükselecekse, fonlama maliyetlerinin de yükseleceğini söylemek zor değil. Bu durumda ulusal paranın maliyetini düşürmek için girişilecek bir faiz indirim kampanyasının arzu edilen sonuçları yaratması kolay değil.
 
Dolar/TL'nin gevşemesinin kısa vadeli bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Hem küresel gelişmeler hem de Türkiye'ye ait konjonktür TL'nin değer kazancının istikrarlı olmayacağını gösteriyor. Dolayısıyla gevşediği her seviyeden Dolar satın alanlara hak veriyorum.
 
Yeni Hükümetin önceliklerine göz attığımda cesaret verici bulmakla beraber, enflasyonla mücadelenin ön sıralarda olmasına temkinli yaklaşıyorum. Enflasyon hedeflerini tutturamayan Türkiye'nin en önemli işi "hayat pahalılığıyla" mücadele etmek olmalı. Bunun için de gümrük vergilerinden dolaylı vergilere kadar ciddi bir sadeleştirmeye gitmek, gıdadan enerjiye kadar piyasaları gözlemek gerekir. 
 
Bunlar yapılmadığı sürece hayat pahalılığı ve enflasyonla mücadele sonuçsuz kalır, tasarruflar azalır. Hatta vergi gelirleri bile tehlikeye girer. 
 
Bu arada, Merkez Bankası'nın para politikasını daha anlaşılır hale getirmek için attığı adımların önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Birden fazla faiz oranıyla mesaj veren bir durumdan tekrar "politika faizi" ile anlatıma geçmek, pozitif sonuçlar verecektir. Merkez Bankaları ne kadar az ve öz konuşursa o kadar güçlü olurlar.
 
Dolayısıyla, TCMB'nin yeni yönetiminin şu an ki tarzının uzun vadede fayda getireceğine inanıyorum. Sürekli konuşan değil konuştukları doğru çıkan kurumlarla istikrar mümkündür.  
 
 
 
 
 
 
 
 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.