Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Son yılarda olan bitenlere uzaktan baktığımızda bir çok "doğru bilinen yanışlar" olduğunu görmekteyiz.
 
İngiltere'de Leichester City Şampiyon olurken bunlardan birkaç tanesini taca çıkardı diyebiliriz. Mesela "bol para harca şampiyon ol" felsefesinin çökmesini sağladı. Fransa ikinci Liginden aldıkları orta saha oyuncusu, Amatör Liglerde tecrübe kazanmış forveti ve Yunanistan Milli Takımından kovulmuş olan antrenörü ile beraber Premier Leage takımlarının belki de 10'da biri kadar para harcayarak Şampiyon oldular. Kasalarına da 250 Milyon Dolar para koydular.
 
Bir başka paradigma yıkılması da şuydu: Yıllarca "top sende kalsın maçı kazan" şeklinde yorum yapanları, Leichester City Takımı "top onlarda kalsın, biz kaptığımız zaman gol atıyoruz" deyip susturdular. Neredeyse en az topa sahip olma oranlarıyla en fazla galibiyet alan takım şampiyon oluyorsa "çok bilenlerin" susması gerekiyor. Demek ki doğru bilmiyorlarmış. Ya da bildikleri eskimiş.
 
Ekonomide de, faiz-döviz-enfasyon-cari açık vs gibi parametrelerle ilgili "doğru bilinen yanlışlar" epeyce var. "Para basılırsa enflasyon olur" ile başlayalım. Basılmış Dolar Miktarı 1.5 Trilyon Dolar civarında ama küresel Dolar Talebi 400 Trilyon Dolara yakın. Sabahtan akşama Dolar basılsa bile bu talebe yetişmek mümkün değil.  Demek ki Doların değeri emisyon miktarına bağlı değil.
 
Başka bir tarafa geçelim: "Faiz enflasyon yaratır/yaratmaz" tartışması yerine "faiz neden yüksek" sorusunu sormak daha mantıklı. Elbette faiz maliyetleri yükselten bir faktör.  Ancak faizin yüksek olmasının sebebi tasarruf açığı. Bunun sebebi de hayat pahalılığı ve vergiler. Vergilerin sebebi de kamunun harcama iştahı ve ithalat rejimi. Ankara, bu gerçeği kabul etmezse, haklı bile olsa diğer taraf faizin enflasyon yarattığını kabul etmeyecek. Bunu kanıtlaması için kamunun küçülmesi gerekiyor. Eğer küçülürse özel  tasarruf seviyesi yükselerek kaynak maliyeti üzerindeki baskı kalkacak. Faizler ve hayat pahalılığında gerileme olacak. İthalat rejimi, cari açığı düşürmenin faturasını halktan çıkarmazsa enflasyon düşecek.
 
Bunun yerine kestirme bir yol seçiliyor. Merkez Bankasına "faizleri indir" deniyor. Halbuki doğru önerme kamuya "artık harcamayı kes" demek olmalı. "Bol para harcarsan şampiyon olursun" yanlışına inanmış futbol kulüpleri gibi "bol para harcarsan büyüme olur" sözüne inanmak büyük bir yanılgı. Büyüme basit. Ama yaklaşımla kalkınma olmuyor.
 
Hal böyleyken, paradigmaların ve teorilerin "out"a çıktığı bir dönemde referans alınacak bir nokta bulmak zor oluyor. Ancak "doğru bilinen yanlışlara" inanmadan farklı yol seçenler başarılı oluyor.  "Devrim yaptık" deyip akılcılıktan sapanlarla,  kazanan taktiği bulanların arasındaki farkı iyice analiz etmek faydalı olacaktır. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.