Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Dün bir televizyon programında Türkiye'deki gelişmelerin bir "kriz" anlamına gelip gelmediği soruldu. Ben de kısaca bu soruya verdiğim cevabı size aktarayım:
 
Dünya bir doğum sancısı içinde. Bugüne kadar uygulanan ekonomik, siyasi, sosyal doktrinler, yaklaşımlar ve paradigmaların birçoğu ya iflas etti ya da geçersiz hale geldi. Ekonomik Modeller büyüme sağladı ama kalkınmayı sağlayamadı. Finansal Sisteme olan güven kayboldu. Katma değer, marka, tasarım, ar-ge ve inovasyon konusunda az sayıda ülke haricinde dünyanın kalan kısmı karanlıklar içinde kaldı.
 
En modern ve ilerici ülkelerden biri olan ABD'de bile Başkan Adaylarından biri yüzlerce yılık tarihi olan bir ulusun ciddiyetini taşımıyor. Buna rağmen Amerikan Halkının seçimlerdeki tercihlerinden biri haline geldi. Latin Amerika, yüzyıllar önce "Güney Amerika tek bir ülke olsun" diye çabalayan Bolivar'ı haklı çıkarırcasına ciddi bir sefalet ve parçalanma içine girdi. Asya'da Çin Balonu patladı. Japon Ekonomik Doktrini çöktü. Rusya'nın durumu ortada. Orta Doğu herkesin sorunu haline geldi. Afrika'nın kalkınması geciktikçe gecikiyor. Avrupa Birliği ise bir arada durmaya çabalıyor ama bunu güçlükle sağlıyor. AB'nin geleceğine inanç azaldı. 
 
Hal böyleyken, Türkiye'nin değişim rüzgarlarına direnmesini beklemek hayalperestlik olur. Anayasa değişikliği çalışmaları büyük güçlükle ilerliyor. Vatandaşlar daha fazla hak ve özgürlük istiyor. Terör ülkenin en ciddi belası olarak devam ediyor. Ekonomik Modelin değişmesi için gereken atmosfer bir türlü yaratılamıyor.
 
Çözüm için "tek çatı altında icraat" öneriliyor. Bu durumda bugüne kadar uygulanan sistemin sonuna gelinmiş oluyor. Aslında herkes bugüne kadarki yöntemle sorunların çözülemeyeceğini biliyor ama, masanın üzerinde birbirinden farklı öneriler var. Elbette, en güçlü olan kendi çözüm önerisini uygulamak için harekete geçiyor. 
 
Bu doğum sancıları ya da "geçiş sürecinin" gelecek için taşıdığı önem yanında Dolar, BIST veya faizin düşüp-çıkması teferruattan öteye geçmez. Geçmemeli de. Tabii her kaptan kendi gemisini kurtarır. Dolayısıyla döviz ve hisse senedi işlemlerinde acele etmeden hareket etmek ve mümkün olduğu kadar likit kalarak bu süreci atlatmak en mantıklı davranış olacaktır. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.