Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Haftaya, Nisan Ayı ihracat rakamlarının olumsuz gelmesinin gölgesinde başlıyoruz. Buna göre Nisan Ayında Cari Açık olduğu yerde saymış ya da gerilemişse, söylenecek tek bir cümle olur: "İthalat ihracattan daha hızlı daralmış". Peki ya böyle olmamışsa ?
 
Şu ana kadar Ekonomi Bakanlığının cari açıkla mücadelesi ithalatı boğmak veya engel çıkarmak şeklinde cereyan ediyor. Bu durum büyük ihtimalle ihracatın kendisini toparlayamamasından kaynaklanıyor. İhracat rakamlarını gün ve gün takip eden Ekonomi Bakanlığı, düzelme geciktikçe Türkiye'de üretimi ya da ihracatı olmayan mal ve hizmetleri de engelleyen bir "korumacılık" içine giriyor. 
 
Bu şekilde adım atıldığı zaman, cevap gecikmiyor. Türkiye'nin rekabetçi üstünlüğe sahip mal ve hizmetlerine karşı engellemeler başlıyor. Bundan başka, Türkiye serbest ticaret anlaşmalarının dışında kalıyor. Son 30-40 yıla bakıldığında Türkiye'nin İthalat Rejimi ya çok gevşek ya da çok baskıcı şekilde devam ederken, rasyonel bir zeminde buluşmak giderek zorlaşıyor. 
 
Cari işlemler açığını da, bütçe açığını da düşürmek için tercih edilen çözümler, ilginçtir, sonraki dönemlerde daha fazla bütçe açığı ve cari açık yaratır şekilde oluyor. Bütçe açığını kapatmak için vergilere yüklenildiği için tasarruflar azalıyor, dış kaynak zorunlu hale geliyor, üretmek yerine ithal etmek tercih ediliyor. Bu sebeple ithalatı daraltmak için yüksek vergiler konuyor. Hayat Pahalılığı artıyor. Tasarruflar daha da düşüyor ve yatırım ortamı bozuluyor. Cari açık yeniden artmaya başlıyor.
 
İthalat Rejiminde ısrar edenler, "Yabancılar Türkiye'de fabrika açsın diye uğraşıyoruz" diyorlar. Böyle bir amaca ulaşmak için doğru bir yol seçilmediğini söylemek zor değil. Tedarik Zinciri Yönetimi ve daha birçok sebepten dolayı küresel  markaların Türkiye'de fabrika açmak için can atmadığı ortada. 
Çünkü Türkiye'nin lojistikten üretim maliyetlerine kadar yapması gereken daha çok iş var. Bundan başka yerli yatırımcısına iyi davranmayan bir devletin yabancıya iyi davranmasını beklemek de mantıklı değil. 
 
Şu an Türkiye'nin elindeki en önemli avantaj, ekonomik parametrelerin birçok ülkeye göre daha "az bozulmuş" olması. Dolar/TL ve BIST ile ilgili yatırımları bu gerçeğe bakarak değerlendirmek gerekiyor. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.