Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Fed beklendiği gib faizlere dokunmadı. Ancak bir üye karara muhalefet etmiş gözüküyor. Söz konusu üye 50 ya da 75 baz puanlık bir indirim beklediğini ifade etmiş. Bir sonraki toplantı Haziran ayında olacak ve büyük ihtimalle faiz artışı konusunda masada daha fazla ses çıkacak. Fed kararı öncesi ve sonrasında piyasalarda ılımlı bir rüzgar esti diyebiliriz. Hatta Petrol Fiyatlarının 45 Dolar seviyesinin üzerinde güçlendiğini de görüyoruz. Yine de bu kadarcık artış Suudi Arabistan'dan Venezuela'ya kadar, petrol ihraç eden hiçbir ülkenin derdini çözmüyor. Venezuela dün itibarıyla tasarruf için memurları hafta 2 kere çalıştırmaya karar verdi. Petrol İhraç edenlerin küresel borçlanma piyasasına yüklenmeleri de an meselesi. Türkiye'ye bakarsak: Türkiye'de tasarruf zorluğu çeken özel kesimin harcama ve yatırım için kredi almaktan başka elle tutulur bir çaresi olmadığı için faizlerin düşmesi "uzun zamandır en iyi haber" şeklinde karşılanıyor. Hatta faizler daha da düşerse başta bankalar olmak üzere bu sevinç büyüyecek. Ne zamana kadar ? Kaynağın ucuzluğu kadar bol olmasının da önemli olduğu anlaşılıncaya kadar. Sonra ne olacak ? Büyük ihtimalle Merkez Bankası faizleri yükseltemeyecek ama "hassas ayar" yapmak için ya piyasadanki para miktarını azaltacak ya da munzam karşılıkları artıracak. Elbette bu durum kredi hacmindeki artışı yavaşlatacak. Hatta Merkez Bankası faizleri düşük tutsa da, piyasadaki faizler yükselecek. TCMB'nin tek güvencesi kredi faizlerinin mevduat faizlerine göre daha yavaş düşeceği ve bankaların seçici olmaya devam edeceği beklentisi. Dolayısıyla yukarıda bahsettiğim senaryo önünde sonunda gerçekleşecekse de beklenenden daha yavaş gerçekleşecek. Belki de gelişmekte olan ülkelerin sorunu bu. Normalde piyasada belirlenmesi gereken ve enflasyondan çok ülkenin genel durumuna bağlı olarak değişen faizler ile döviz kurlarının seviyesine müdahale etmek bu ülkelerin en büyük hastalığı. Bu ülkelerdeki Merkez Bankaları da bu sebeple olması gerekenden daha yüksek seviyede faizleri tutarak kendine bir "tampon bölge" oluşturmaya çalışıyorlar. Bunu da karışık cümlelerle bir "enigma" haline getiriyorlar. Özetlersek, gelişen ülkelerde siyasetin müdahalesi ve Merkez Bankalarının inatçılığı birbirlerinin mütemmim cüzü gibi devam ediyor. Bu sebeple faizler ve döviz kurları bu ülkelerde hem tatmin etmiyor hem de güven vermiyor.


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.