Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Şaka değil. Trump'un ismi, Cumhuriyetçilerin Başkan Adayı olarak belirlenmek üzere. O güçlendikçe, Demokrat Parti'nin seçmenleri Hillary Clinton'a doğru meylediyorlar. İlginç gelişmeler de olmuyor değil. Trump gittiği her yerde protesto gösteriyle karşılaşıyor. Bu durum Cumhuriyetçilerin Trump üzerindeki ısrarlarını pekiştiriyor. Etki-tepki her iki tarafta da geçerli. 
 
Oscar Adayları arasında siyahların olmayışı, Trump'ın kampanyasıyla birlikte yeterli etkiyi yarattı. Birçok ABD'li daha Trump Başkan Adayı olmadan bile, "Trump ile hayat nasıl olur" testinden geçmiş oldu böylece. Oscar Komitesi bilerek ya da bilmeyerek Clinton'un Başkan Adaylığının, belki de Başkanlığının önünü açmış oldu.  Komite "gelecek yıl daha çoğulcu olmalıyız" şeklinde açıklamalar yapıyor. Clinton Başkan seçilirse, gelecek yıl Oscar Adayları arasına onun sayesinde siyahların olacağını düşünecek çok insan var. Ödül törenini sunan siyahi komedyen Chris Rock 'un açılışta yaptığı hatırlatmalar etkili oldu diyebiliriz.
 
Özetle, Trump yükseldikçe Clinton'un Başka Adaylığı'nın ve belki de başkanlığın önü açılıyor. ABD ilk siyah başkandan sonra, ilk kadın başkana da hazırlık yapıyor desek yanlış olmaz. Kampanya başladığından beri tansiyonun zaman zaman yükseldiğine şahit olduk. Tabii, her zaman gerginlik yaşanmıyor. Esprili anlar da oluyor. 
 
Kampanyanın ilk günlerinde OBAMA,  "ABD Başkanı" sözlerinin kısaltılmışı olan POTUS ile ilk resmi twitter mesajını atmıştı.  Bill Clinton ise eşi Hillary Clinton'ı kast ederek "POTUS hesabı yeni Başkan'a devredilecek değil mi?" şeklinde OBAMA'ya bir twitter mesajı göndermişti. Espriydi mutlaka. Buna cevap olarak da OBAMA resmi hesabından, Hillary Clinton Başkan olursa "ABD Başkanı'nın Hanımefendi Eşi" anlamına gelen FLOTUS 'un, ilgilenirse Bill Clinton'a verilebileceğini ima ederek, ciddi bir gol atmıştı. Tüm bu yazışmalar nezaket içinde ve toplumun gözü ününde cereyan etmişti. 
 
Siyasette biriken gerginliği bu şekilde azaltmak da, gelişmiş ülkelerle gelişen ülkeler arasındaki farkı ortaya koyuyor desem yanlış olmaz. 
 
ABD'yi bir kenara bırakırsak, geride bıraktığımız Şubat Ayı para ve sermaye piyasaları için neşeli bir ay olmadı diyebiliriz. Genelde Yıl Başından beri yatırımcıların para kazanmakta zorlandıkları gözüküyor. Kazançlarını petrolden elde edenlerin yanına sermaye piyasasının aktörlerinin de ekleneceğini düşünmek kötümserlik olur. Ancak, geride bıraktığımız iki ayda piyasalarda ciddi paralar kaybedildiğinin altını çizmem gerek. Herkes ekranlara bakıyor ve puslu havanın ne zaman dağılacağını tahmin etmeye çalışıyor.
 
Hal böyleyken Dolara karşı gelişmekte olan ülkelerin paraları sertçe dalgalanmaya devam ediyor. Riskler ortada. Söz konusu riskleri azaltmak için elle tutulur bir hareket de ortada yok. Döviz borçlu olanların, ödeme gününe kadar her düşüşte bir kısım alım yapmaları, genelde önerilen bir taktik. Geri kalanlar için stratejide bir değişiklik yok. Fazla para bağlamadan sermayeyi koruyarak işlem yapmaya devam. 
 
 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.