Prof. Dr. Emre Alkin Yorumluyor
Birbirine benzeyen günlerin içinden geçiyoruz. Piyasalar bir gün yükseliyor, ertesi gün düşüyor. Hatta bu durum gün içinde bile yaşanıyor. Medya "piyasalar düştü" şeklinde son dakika haberi yazarken piyasalar yükselmeye başlıyor, manşetler düzeltilirken bu sefer piyasalar başka bir yöne doğru seyrediyor. 
 
Daha önceki raporlarda sürekli bahsettiğim gibi, formasyonlar gün içinde bile birkaç kere değişebiliyor. Dolayısıyla ortam teknik analiz yapılmasına müsait değil. Direnç ve destek noktaları sürekli baştan hesaplanıyor. 
 
Dün sabah katıldığım televizyon programında, 20. yüzyılın paradigmalarıyla bugün olan bitenleri tarif etmenin mümkün olmadığını ancak bir çok analist ve ekonomistin ders kitaplarında anlatılanlara bağlı kalarak yaşadıklarına işaret ettim. Halbuki ders kitapları birçok parametreyi denklemin dışında tutup, ekonomiyi basit şekilde öğretmek için yazılıyor. "Ceteris Paribus" diye tarif edilen, "tüm değişkenler dışarıda kalmak kaydıyla" yapılan analizlerin gerçek hayatla bağlantısının olmadığı açık. Ancak gerçek hayat olanca hızı ve sertliğiyle devam ederken, uzmanların önemli bir kısmı artık dogma haline gelmiş tezlerde ısrar  ediyorlar.
 
Tüm bunlar, Dolar, Hisse Senedi Piyasaları ve Faiz ile ilgili yaklaşımların da sığ bir ortamda tartışılması sonucunu doğuruyor. Bu durum Merkez Bankalarının da içine düştüğü bir tuzak. Özellikle TCMB "enstrüman zenginliği" şeklinde tarif ettiği faiz bulamacı da, artık ekonomik ömrü bitmiş bir otomobile yeni farlar ve lastikler takarak yola devam etmek gibi bir durum. Arabanın görünüşü azıcık değişmiş olsa da tükenen ömrüne çare olamıyor.
 
Ekonomik konularda atılan adımlar da benzer şekilde eskiyen arabanın arıza yapan yerlerine yapılan müdahaleler gibi. Yeni bir araba almak en doğrusu ama içinde bulunduğumuz ortamda siyaset için uzun bir uğraş gibi geliyor. Çünkü marka, model, renk, teknoloji veya donanım seçmek için kapsamlı bir analiz gerekecek. Her kafadan bir ses çıkacağı için oldukça vakit alacak. Ciddi bir odaklanma gerekiyor ki, Türk Siyaseti'nin birinci önceliğinin bu olmadığı belli. 
 
Hal böyleyken, piyasaların dalgalanmaya devam edeceğini görebiliyorum. Dolar/TL'nin 2.70'lere kadar gevşemesi düşük ihtimal. Ancak her an 3.00 seviyesi üzerine yükselme potansiyeli bulunuyor. Dolayısıyla gün içinde yaşanan yön değişikliklerinde para kaybetmemek için sakin olmak gerekiyor. 


     




© 2011 www.muhasebevergi.com Tüm Hakları Saklıdır.